PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İhanet şiirleri


sonkatip
06-05-2008, 21:18
Yeter Gözlerim
'Bildiğim değişen aşığa'

Gözlerim
gözlerim hain
yalan yüzler peşinde
yanıltma yarışlarında galip
sürükler peşinden ihanet çemberlerine
alışılmadık gözler arar
kaybolacak sahipsiz gözler
götürdüğü son hep boşluğa
uykusuz gecelere dayanır
ihanet çemberlerine...

Yeter gözlerim sus artık
ışığa götür beni
kurtar karanlıklardan
derin uykusuzluklardan
Ağıtlar arama şarkılarda
Baktığın hayat benim değil
Yeter çıkardığın
İhanet çemberlerine...

Gözlerim
hain gözlerim
huzurdur aradığım
sonsuzluk ülkelerinde
Bildiğim değişen aşklardır
suskun duvarlarda gözlediğim
yeter, yeter artık çıkardığın
İhanet çemberlerine...

Gel gözlerim
Barışalım artık senle
günahlara koşalım dilersen
huzur veren günahlara
Aşıkları gözleyelim sokak başlarında
derin uykulara batalım
hiç uyanılmayan
umuda koşalım,düşlere
Ve bildiğimiz değişen aşığın
Gelip bizi çıkarmasını bekleyelim
İhanet çemberlerine...

14.06.2001-Gebze Mahmut Kuru





Yıkılmadım Burdayım
YIKILMADIM BURDAYIM

Günler geçti çok zalimler tanıdım
Hainlerin yanlışına alıştım
Pes etmedim hep savaştım,savaştım
Hiç yılmadım! yıkılmadım! burdayım! ..

Nice maskeli yüzleri çözmüşüm
Nice dostu düşmanımla görmüşüm
Örmüşüm; hayatı zorla örmüşüm
Hiç yılmadım! yıkılmadım! burdayım! ..

Yalan yanlış diz boyuydu üzüldüm
Kar boran yerlerde gezdim üşüdüm
Kahraman’ ken hain gibi göründüm
Hiç yılmadım! yıkılmadım! burdayım! ..

İhanet: hain içindir... öğrendim
Zorluk: direnmek içindir...direndim
Körelmedim... imanımla bilendim
Ezilmedim! ezemezler! burdayım! ..


Lokman HAMİTOĞLU


Bedenime İnat
Bilmezdim,
gecelerin bu kadar kahpe,
bu kadar hain,
yalnızlığınsa, yenilmez olduğunu
Yıllar yılı farkına bile varamamışım,
içimdeki çocuğun büyüdüğünü
Bir gardiyan gibi,
teker teker kilitlemekte bütün kapıları, çaresizlik
Bilmezdim,
bu yorgun kalbin hala aç, hala genç
ve şeytan gibi yeni aşklar isteyeceğini.
Geçmişi ölü gömer gibi toprağa gömüp
bedenime inat,
gün be gün gençleşeceğini Hasan Hüseyin Özak




İhanet
Gülmek ağlamaya rahat sıkıntıya ihanet
Düşman eden insanı ağızdaki bir parça et
Nefret sevgiye kör gözler biricik sevgiliye ihanet
Firakın vuslata lal olmuş dilim gönlüme ihanet

Vaveylalarım asudeliğine; izanım sensiz ihanet
Çöllerim bahçelerine dikenler güllerine ihanet

Mahşerin yalnızlığıma; vaveylan sükutuma ihanet
..........
..........Taha Tok


İçinde İstanbul Olan
Dün gece son mektubun geçti elime
İnan ezberimde her bir kelime
Sonra bir şarkı düştü dilime
İçinde ayrılık, İstanbul olan

Hasret kokuyordu her bir mısrası
Geldi diyordun ayrılık sırası
Bir yara açtın ihanet yarası
İçinde hançer, İstanbul olan

Aklımdan gitmiyor son mektuplu gece
Hele bitti yazan o son iki hece
Bu nasıl veda sanki bilmece
İçinde sırlar, İstanbul olan

tokat............2003........ Ali Say





Güneş Doğmaz Bu Karanlıklara
Bir silah çevirilir şakağımıza,
gökyüzünde çırılçıplak
sevgililerin nefesi tutuşur.
Hatırlanıyor yokolmanın ayazında
ağlıyor utancından kışın hain yüzü,
vurulmuş yatıyor kapıda özgürlük.
Avuçlarımıza sığmaz oldu
Çocukların gözbebeklerinde büyüttüğü gökyüzü

Güneş doğmaz bu karanlıklara,
barış güvercinleri kurt kapanında tutsak,
kendi yurdunda mülteci insanların
meçhul katilleri cirit atıyor
ve kuş uçmaz, kervan geçmez
ismi coğrafyada yasak ülkemde.

Kendi ırkına ihanet
geçmişten kalma bir alışkanlıktır
bu topraklara.
Bilim isim koymaz,
Tarihte kayıp bir zaman dilimidir.
Bir dürtüpte uyandıran çıkmaz
Sussun namlu ucundan akan kan,
sussun Ağrı boyu insanlar.

Sıradanlık değildi,
bir destandı yaşam.
Tesbih tanelerine ödünç verilmiş sabır.
Yuvasız kalmasın diye hiç bir kuş,
uzatılacak eller bekleniliyor
Azraili kovmak için zamandan. Lokman Ayebe